• 28.11.2021 Pazar
    • USD Alış : 12.0702, USD Satış : 12.1185
    • EUR Alış : 13.5876, EUR Satış : 13.6420
    • SAR Alış : 3.1956, SAR Satış : 3.2497



  • Son dönemlerde özellikle pandemi süreci ile daha net bir şekilde ortaya çıkan yoksulluk, kentin her noktasına dalga dalga yayılarak kendini hissettirmeye başladı.İşsizlik verilerine baktığımız zaman özellikle işletmelerin art arda kapanmasından,dövizin durdurulamaz artışına, yatırımın durmasından,faiz oranlarının tırmanmasına,komşumuz Suriye ile on yıldır devam eden yanlış dış politikalar sonucunda kapanan kapılardan,kaybedilen ticaret hacmine kadar daha sayabileceğim birçok sebep Hatay halkının giderek yoksullaşmasına önemli ölçüde etki etmiştir. Peki,tüm bu gerçekler karşısında siyaset kurumu ne yapıyor?Her siyasi parti kendi içinde iktidar savaşı ile meşgul durumda. Kimin koltuğu daha sağlam olacak bunun için ne yapmalı sorusuyla meşgul. Hatay’ın 11 Milletvekili var.Söz konusu Hatay’a hizmet ve yatırım olunca 11 Milletvekilinin bir araya gelmesiyle birlikte oluşacak lobicilik faaliyetinin getirisi Hatay’a hissedilir ölçüde devlet yatırımları kapsamında yansımış olmalıydı.Zira Hatay’a hissedilir düzeyde devlet desteğini sağlayabilmiş olsalardı bence bugün her biri kendi tabanında çok daha kabul edilebilir ve umut olabilir birer siyasi aktör olabilirdi.Türkiye Cumhuriyeti güçlü bir devlettir.Son dönemlerde kamuoyuna yansıyan tüm olumsuzluklara rağmen aslında devlet imkânları halkın öncelikli sorunlarına çare olmaya yetebilecek ölçüdedir.Peki,neden yansımıyor diye sorabilirsiniz!Bana göre bunun temelinde yatan sebeplerin başında, devlet kaynaklarını yöneten yetkisiz yetkililerin siyasi baskıları sonucunda öncelikli temel sorunlara kaynak aktarma yerine ellerinde var olan gücü şahsi ve keyfi alanlara aktarma konusunda yarattıkları krizden kaynaklanıyor.Devletin kaynaklarını usulüne uygun,neyi nasıl ve ne şekilde isteyeceklerini doğru tespit edemeyip aralarında var olan çekişmeleri devletin etkin organlarına güven vermeden yansıttıklarında, ister iktidar ister muhalefet partilerinin talebi olsun pek karşılık bulmuyor. Bazen de ya zamanlama doğru olmadığı için yansımıyor ya da askıda bekliyor.TBMM’de görev yapmış biri olarak orada iç işleyişin ve bürokrasi ile siyaset kurumu arasında kurulması gereken doğru iletişimin sonucunda siyasi parti gözetmeksizin devletin imkânlarını seferber edebilecek çok şeyin mümkün olduğunu iyi bilenlerdenim. Elbette iktidar olmak önemli bir avantajdır.Lakin iktidar olmanın tek başına bir avantaj olmadığını da açıkça ifade etmek isterim.Siyaset kurumunun aktörleri gelip geçicidir.Devlet bakidir.Devletin vitrine yansıtmadığı irade iktidarın büsbütün emir komutasında olsaydı bugün iktidar milletvekilleri ellerinde sihirli değnek varmış gibi Hatay’da her istedikleri hizmeti anında gerçekleştirir ve dokundukları yeri ihya edecek şekle dönüştürebilirlerdi. Keza iş sadece milletvekili kimliğini taşımakla da bitmiyor.Bitseydi 11 Milletvekilinin tamamının elinde sihirli değnek bulunurdu.Son dönemlerde Hatay’da çok ama çok önemli bir konu gündemi meşgul eder oldu. İskenderun İl olsun mu olmasın mı?Bu konu özellikle son dönemlerde insanların pandemiden kaynaklı sıkıntıları ve ekonomide daralma yüzünden belki çokta gündeme oturmuş bir konu olmadı ama bu konu oldukça önemli ve Hatay’ın tarihini bilenler açısından son derece kaygı verici bir boyuta doğru gidiyor.Hatay bir bütündür.Hatay’ın bölünüp daraltılıp ayrıştırılmak istenmesi ciddi bir projedir.Bana göre bu konu masumane bir İl olma gayretinin çok daha ötesinde bir amaç hedeflemektedir. İskenderun lobisinin bu konu üzerine kamuoyuna yansıttığı birkaç girişim kısa bir süre önce başlamıştı.Konuya hâkim olan en önemli isimlerden biri HBB Başkanı Lütfü Savaş o süreçte çok ciddi bir çıkış yapmış ve bu talebin iyi niyetli bir talep olmadığına dikkat çekti. Egemen güçler ülkeyi zaten bölmek parçalamak istiyor,biz niye kendi şehrimizi bölelim ki?Biz istiyoruz ki limanlarımız güçlensin,İskenderun serbest bölge olsun,Hatay ticaretin merkezi olsun.İhracatımız artsın, şehrimizle birlikte ülkemiz kalkınsınDemişti.Proje durmadı devam ediyor. Başkan Savaş’ın CHP içi siyasetini ve hizmet konusunda yetersizliğini en ağır eleştirenlerden biri olarak CHP gibi köklü bir partinin içini bilmeden yaptığı yanlış siyasi hamlelerle krize sürüklemesini şu ana kadar eleştiriyorum.O ayrı bir konudur.Fakat İl olarak bölünme konusunda ortaya koyduğu tavırla Başkan Savaş sonuna kadar haklı ve çok doğru bir duruş sergiliyor.Dikkatimden kaçmayan bir başka ayrıntı ise Hatay’da yer alan birçok medya kuruluşu Başkan Savaş’tan yeterince besleniyor olmasına rağmen Savaş’ın o gün yaptığı açıklamadan sonra konuya bir daha girmedi.Başkan Savaş’ı yıpratan ve aslında oldukça yalnızlaştıran en önemli konuların başında, çok ciddi gelişmelerde etrafında yer alan birçok takım arkadaşının, Başkan Savaş'a inandıkları ve mücadelesini beğenip sahiplendikleri için değil, sağladığı imkânlar ölçüsünde karşılık verdiklerini görememesidir.Buradan tüm kamuoyuna dikkat çekiyorum.Hatay’ın bölünmesi projesi konusunda Başkan Savaş yerden göğe kadar haklı ve doğru bir duruş sergiliyor.CHP içinde yürütmeye çalıştığı siyaset ne kadar yanlış ve tehlikeli ise Hatay’ın bölünmesi ve ayrıştırılması da bir o kadar yanlış ve tehlikelidir.Başkan Savaş’ın ileriki günlerde Hatay'ın bölünmesi projesine dair yapacağı her açıklamayı yakından takip ederek olabildiğince önem verin diyorum.